Oldum Demeyesin…
Olmadan oldum demeyi sever insan. Ölçüsünü bile bilmediği hallerin içinde dolaşır ama şaşırır bulamaz makamını. Bulamadığı ise makamı değil egosunun hükmüdür aslında, savurur durur onu sanrılarının arasında. Yaşamayı bilmenin sırrı, olmak değil olmamanın içinden geçerken duyduğun şevktir. Her şey hazır olsun ister her şey bahaneye dönüşür zamanla. Önemli olan değerler boş işlerin altında kalır. Zamana değerli deyip hayatı maddenin kölesi olarak harcamanın tezatlığı da ağır bir yüktür. Yaşayamadığı hayatların değil de yaşadığı hayatın sırrını öğrense insan çok daha fazla yol alır. Ancak o zaman bir imbikten geçip kendini bulmaya başlar.

Kusursuz olmaya çalışmak insana hiç bir şey kazandırmaz sadece duvarlarını yükseltir. Fakat insanın duvardan çok köprülere ihtiyacı vardır çünkü yalnızlığı kuramadığı köprülerin azlığından kaynaklanır. Bununla birlikte yaşamımız kendi derslerini kusurlarımızın içine gizler ve o derslerden mahrum kalanlar büyüyemezler. Unutmamak gerekir ki eksikliklerimizi bize hayat vermiştir onlar bizi ya iyinin yolundan yürütür ya da çok yönlü olan kötülüğe götürür. İşte ruhsal güzelliği görebilmek de bu sınavda verilen emekle gerçekleşir. Bu yüzden tamamlama yerine tam olanın hazzını yaşamaya çalışmak çok yönlü bir tuzaktan başka bir şey değildir. Size nedensiz gelen ve beğenmediğiniz zorlukların altında müthiş bir hazine yatmaktadır. Asıl kötü olan da bu hazineyi bulanların sayısının her geçen gün azalmasıdır.