Öz hayat yolundaki en katı öğreticidir şüphesiz. O evrenin şifreli bir şekilde yazılmış olan kurgusunu okuyabilmek için programlanmıştır. Farkındalık öğreti içinde bu uyumu keşfedip eşleştirebilmekle gerçekleşir. Bilgi bu noktada kullanılan bir mertebeye erişemezse hiçbir işe yaramayacaktır. Hayat içinde hareketin sırrı da bu şekilde ortaya çıkar. Zaman bu sürece eşlik edecek ve gerekli olan olgunlaşmayı döngüler oluşturarak sağlayacaktır. Tüm bunların içinden geçtikten sonra özün işlevi henüz yeni başlamış sayılır…,

Gün olur ki büyük değişimler karşınıza dikilir ve arkasından gelecek olanı göstermemeye çalışır. Yaptıklarınızla yapamadıklarınız el ele kardeş oluverirler. Bu noktadan gördükleriniz ise geçmiş ile geleceğinizin birbirine karışmış görüntüsünden başka bir şey değildir. Ömür farklı hissettirir gönül farklı. Hiç olmayacakmış gibi görünenler farklı zaman pencerelerinden çıkıp gelmiş gibidir. İnsan tüm bunları anlayacak kadar güçlü durakların sırrını göremeyecek kadar da kördür. Zaman tanıdık gelen hisleri ve kişileri biriktirdikçe deneyim denen hazinelerin tuzaklarını da çoğaltacaktır. Yollar aynı görünse de ilerisi her zaman kişiye özgü şekil alır.

Bir küçük ayrıntının binlerce olayın içinden geçişi ile başlar anlar. Hiçbir şey yapmayarak zamanın durmayacağı gibi gönlümüzün kendi etrafındaki dönüşü de durmaz hiçbir zaman. Yer ile göğün arasındaki mesafe kadar uzak sanırsın ama bir karış mesafe kadar yakındır kalp. Akşamdan sabaha dertleri yıldızlara dahi sığdıramasan da bir yol çıkar güneş gibi görünmez kılar hepsini. Bedende kalpte kendi hakkı peşindedir, büyütürsen işleri büyük pay isterler tabi ki. Oysa payda bulamadığın huzur bazen hiç çekinmeden kendini anlatırken bulunur…

Bir andır fark etmek. Mesela bir kokunun bir duyguyu açığa vurmasıyla başlayabilir. Bir neden bulur kendine sonra bir cevaba yönelir. Kendi yörüngesinde o anı bir oluşun içinde bırakır ve duyguyu yaşamaya devam eder. Fark edişlerin başlangıçları kendini silme eğilimindedir ve sadece götüreceği yere kadar eşlik eder. Sonunu bir yere bağlamaya ihtiyaç duymaz çoğu zaman. Gelişi başlangıç noktasında saklıdır fakat nedenler geriye dönük bulanıklaşır. Tüm bu sürecin içine saklanan anlam ise saklanmayı değil bulunmayı arzulayandır. İnsanda kaybolur bezen çünkü bulunmaya ihtiyacı vardır…

Yola çıkana önce yanılmak yoldaşlık eder çünkü algı denizinin altındaki mağaralara saklanmış olan seni bulman için gereklidir. Aşağı ve yukarı giden bir piramidin tam ortasında attığın adımın yansıması diğer taraf içinde geçerlidir ki bu senin süptil dünyanın özelliğidir. Devran döner olanlar olur güçlü ya da zayıf kim olursa olsun kendi muhakemesin de kalacağı odayı bulur. Korkma boşuna, kaygı yaratma karanlık bile ışığa muhtaç kalırken savrulan bir tüy gibiyiz hayatta kimine dost kimine yol oluruz.

Elbette bu dönemde bitecek ve her dönem kendi içinden bir başka dönemi çıkarmaya devam edecek. Elimizde kalan ise geçirdiğimiz dönemin duyusal izleri ile buna bağlı gelişen alışkanlıklar olacak. Hayat kendi kuralsızlığına bağlı olasılık düzleminde akmaya devam ederken içimize yerleştirmiş olduğu her hissiyatı bir sonraki dönemin hareket etkileşiminde kullanır. Bu yüzden insan bütünlüğünü korumak zorundadır. Bütünlük bozuldukça araya sızan her etken bir sonraki direncimiz olmaya devam eder. Denge insanın zihin ve his kütüphanesinin düzeninde ve zenginliğinde gizlidir.

İnsanın kalbine hücum eden duyguların derdi onun canını sıkmak değil ona yol göstermektir. Yıllarca yanında yaşadığınız insanların en değerli yanı onu hakkıyla keşfedememenizde gizlidir. Hayat ise duygularla keşfi birleştirmek için çaba sarf eder lakin bunu anlamak sadeleşmiş bir idrak gerektirir. Tabi ki hayat anlamanız ya da anlamamanızla ilgilenmez. İki yol sunar ve başınıza gelen her şeyin hükmünü sabitler fakat idrakin vereceği yöne karışmayacaktır. Mümkünlerin durağı ile imkansızın evi karşılıklıdır. Bu yüzden hayat tüm sırlarını ortada kalan yolun üzerine dizmiştir….

Savrulan milyonlar ile bir girdap yapan kaygılar kurgunun kaosu içinde her şeyi acımasızca kemiren güveler gibi davranırlar ve özünde sağlam olan insanı bin bir hale sokarlar. Dengesini yitirmeye başlayan öz kendi başına birçok bağlantı yaparak pek çok istemediğimiz davranışı üretmeye başlar. Hızla akmakta olan zaman yarışı arasında insan bu döngünün içinden çıkamaz ve çaresizlikler yetiştirmeye başlar. Güvelerle savaşmanın en iyi yolu rutubete yol açan nemi almak ve havalandırma yardımıyla güve larvalarının oluşmasını önlemektir. İnsanda özünü temizleyebilmeli ve ona fazla gelen duyguların rutubetinden kurtulması gerekir. Bunun içinde kendi özünün en kuytu noktalarına kadar ulaşabilmelidir. Bu aynı zaman da insanın kendine ait dünyasına yapacağı ilk yolculuk olabilir. Hayatta her güçlük aynı zamanda özün bir sırrını içerebilir…


“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”Murat KOYUN

Varlık ve Gelişim
Etiketlendi: