"Enter"a basıp içeriğe geçin

İçsel Denge

Savrulan milyonlar ile bir girdap yapan kaygılar kurgunun kaosu içinde her şeyi acımasızca kemiren güveler gibi davranırlar ve özünde sağlam olan insanı bin bir hale sokarlar. Dengesini yitirmeye başlayan öz kendi başına birçok bağlantı yaparak pek çok istemediğimiz davranışı üretmeye başlar. Hızla akmakta olan zaman yarışı arasında insan bu döngünün içinden çıkamaz ve çaresizlikler yetiştirmeye başlar. Güvelerle savaşmanın en iyi yolu rutubete yol açan nemi almak ve havalandırma yardımıyla güve larvalarının oluşmasını önlemektir. İnsanda özünü temizleyebilmeli ve ona fazla gelen duyguların rutubetinden kurtulması gerekir. Bunun içinde kendi özünün en kuytu noktalarına kadar ulaşabilmelidir. Bu aynı zaman da insanın kendine ait dünyasına yapacağı ilk yolculuk olabilir. Hayatta her güçlük aynı zamanda özün bir sırrını içerebilir…

Kim kandırdı seni… Seçimlerinin içindeki izleri takip edebilmenin farklılığını hissede bildin mi? Kendini suçladığın o anıların içinde seni çeken girdabın geçmişle perdelenen hislerinden başkası değil. Sürpriz sonlu bir filmin sonunda oyunun başkahramanı kendin mi çıkacaksın. Ya da perdelerin arkasında hiç görülmeyenin peşinden mi gideceksin. Gölge ile ışığın ayrımındaki dünyaların sonsuzluğu içinde kaç tekrar daha yaşaman gerekli. İki durak var hayatta korkularının hangisi bu yolculuğunda özgürlüğünü hissetmemene değecek. Bunlar anlamsız görünse de hayat bu derinlikte akmaya devam edecek…

Geceler uzun, mekânlar kısıtlı fakat hayat kendi hızından ödün vermiyor. Döngülerin biri başlıyor biri bitiyor ama bir yandan da depresif dakikalar kol geziyor. Korku endişe ve ne olacak kaygısı sessizce tohum döküyor içimize. Tüm bunlara rağmen insanların anlayışları bir adım bile gelişme gösteremiyor. Kimse kendi egosundan pay vermek istemiyor. Ve tüm olanlara rağmen basit şeyler insanların saatlerini verdiği konular olabiliyor. İnsanlık denilen değerin gelişiyor dediğimiz dünyanın içinde sabit kalması bu gelişmeye paralel tek şeyin paylaşımsız bir ruhun kendini göremediği yalnız bir dünyadan başka bir şey olmadığını görürüz. İnsan neyin değerli olduğunu doğru bir şekilde anlamadığı sürece tüm evren bir araya gelse tamamlanan döngüler hiçbir işe yaramaz ve kendi kısır döngüsünü kurar. Sade ve basit olabilmek için atılan bir adım ise tüm karmaşık sistemlerden çok daha fazla sonuç getiren bir gelişmedir.

En üst basamağa tırmanmak en alt basamağın başlattığı dizilimin sonucunda gerçekleşir. Bu her ne yapıyor veya neyle uğraşıyorsak hepsi için geçerlidir. Maddi ya da manevi bu dizilimin önemli noktası bize uzak görünen şeylerin her zaman ulaşılabilir olduğuna inanmaktır. Üst basamaklara doğru yapılan yolculuğun negatif yöndeki köklere de gitmek olduğunu unutmak sonrasında başa gelen durumların bilinmezliğini oluşturur. Hayat konular arasındaki zincirlemeyi kesintisiz bir şekilde yansıtmaya devam edecektir. Sürekli kısıtlamayla karşılaştığımız şu dönemde anladık ki zihin ve ruhsal özgürlük kendine ne kadar alan bulabiliyorsa insan o kadar dayanma gücüne sahip oluyor. Basamaklar bile her defasında kendi şartlarını değiştirebiliyor. Bu yüzden yolda değişimi anlamak, kabul etmek ve olay odaklı olmamak önemli olan ilk avantajdır.

İnsanın kalbine hücum eden duyguların derdi onun canını sıkmak değil ona yol göstermektir. Yıllarca yanında yaşadığınız insanların en değerli yanı onu hakkıyla keşfedememenizde gizlidir. Hayat ise duygularla keşfi birleştirmek için çaba sarf eder lakin bunu anlamak sadeleşmiş bir idrak gerektirir. Tabi ki hayat anlamanız ya da anlamamanızla ilgilenmez. İki yol sunar ve başınıza gelen her şeyin hükmünü sabitler fakat idrakin vereceği yöne karışmayacaktır. Mümkünlerin durağı ile imkansızın evi karşılıklıdır. Bu yüzden hayat tüm sırlarını ortada kalan yolun üzerine dizmiştir….

BÜYÜK ve karmaşık durumların içindekini görmeyi bir kenara bırakıp basit ve sadeliğin içindeki sırrın merkezine düşmeye çalışın. Bırakın sıkıntılarınız o sadeliğin çatlakları arasından akıp gitsin. Hayatın kurgusunda insanı yoran tonlarca şey olsa da ona yardımcı olacak güçler her zaman yanımızda olmak için fırsat kollar yeter ki kişi bunun farkına varabilsin. Elbette söylenenle yaşananlar arasında dağlar kadar fark vardır. Fakat söylemin varlığı yaşanabilecek olanların mümkün olmasından dolayıdır. Gerçeği görmek kolaydır zor olan onu izlemek ve dengeyi bozmamaktır. Huzur sadeliğin içindeki yalnızlığı yaşayabildikten sonra yüzleşip ortaya dökülen şeylerin izini takip eder.

Olmadan oldum demeyi sever insan. Ölçüsünü bile bilmediği hallerin içinde dolaşır ama şaşırır bulamaz makamını. Bulamadığı ise makamı değil egosunun hükmüdür aslında, savurur durur onu sanrılarının arasında. Yaşamayı bilmenin sırrı, olmak değil olmamanın içinden geçerken duyduğun şevktir. Her şey hazır olsun ister her şey bahaneye dönüşür zamanla. Önemli olan değerler boş işlerin altında kalır. Zamana değerli deyip hayatı maddenin kölesi olarak harcamanın tezatlığı da ağır bir yüktür. Yaşayamadığı hayatların değil de yaşadığı hayatın sırrını öğrense insan çok daha fazla yol alır. Ancak o zaman bir imbikten geçip kendini bulmaya başlar.


“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”Murat KOYUN