Önce aydınlık ile karanlığın içinden geçerken renkleri görebilmeyi öğrenmelidir insan. Kendi meşrebinin nasıl şekillendiğini keşfetmeli ve nedenlerinin peşine düşmelidir. Bir taşın sertliği ile kumun yumuşak halini mutlaka anlar fakat ikisinin yapı taşının aynı olduğunu ve aralarındaki özelliğin farkını da bulabilmelidir. Abdal ile münzevinin ortasındaki sessizliğin dilidir ömür, onu nasıl yaşayacağı ile ilgili bir görüşe sahip olması gerekir. Kuşku ile emin olmanın kapısını geçmeli ve bir dilim ekmek ile bir kaşık balın değerini bilmelidir elbette. Zamanı anlamasa da geçmişin tuzaklarını görmeli geleceği inşa ederken de önünde hangi kapının açılacağına endişe etmemelidir insan.

Uyanmak ve zihnin illüzyonuna karşı başkaldırmak gerekir bazen. İnsanların hayatınızın üzerine düşen gölgeleri en büyük ağırlığınız oluverir. Hayata dokunabilmek ve kurguda gölgeleri görmek gerekir ağırlıklardan kurtulmak için. Uyanış bir düşüştür aynı zamanda ve düşmek her zaman zannettiğiniz şekilde olmaz. Kaçmak ya da kalmak ise yeni bir dizilimden başka bir şey değildir. Yeni gölgelerin kaynağı olur sadece. Oysa hislerinizin merkezini bulmak gerçekten görmek demektir ve ağırlıklarınız uyanışla düşüşün arasında akıp gider.

simya eğitimi, kişisel gelişim, ruhsal gelişim, öğretiler

Ruh da sıtma hastalığı geçirir. Her mecradan yoğun bir şekilde gelen bilgi ve yorum insanın enerji dengesini alt üst ederek onu zehirler. Duygularının ateşi yükselir. Davranışları ve iletişimi sancılı bir hale gelir. İnsan kendi maneviyatını beslemeyi bedenini beslemekten çok daha az düşünür ve onun için daha az çaba sarf eder. Oysa baş etmekte zorlandığımız korku dünyasının önünde bizi zayıf düşürende yine bu durumdur. Böylece korku sinekleri savunma sistemi eksik kalan ruhu ele geçirmekte zorlanmaz. Hayatın kendini göstermeyen kaotik kimyası geçici telkinlerin örtücü etkisiyle değil kalıcı dönüşümlerin gerçekleştirdiği harekete geçirici etkisiyle şifa yaratabilir.

simya eğitimi, kişisel gelişim, ruhsal gelişim, öğretiler

Olmadan oldum demeyi sever insan. Ölçüsünü bile bilmediği hallerin içinde dolaşır ama şaşırır bulamaz makamını. Bulamadığı ise makamı değil egosunun hükmüdür aslında, savurur durur onu sanrılarının arasında. Yaşamayı bilmenin sırrı, olmak değil olmamanın içinden geçerken duyduğun şevktir. Her şey hazır olsun ister her şey bahaneye dönüşür zamanla. Önemli olan değerler boş işlerin altında kalır. Zamana değerli deyip hayatı maddenin kölesi olarak harcamanın tezatlığı da ağır bir yüktür. Yaşayamadığı hayatların değil de yaşadığı hayatın sırrını öğrense insan çok daha fazla yol alır. Ancak o zaman bir imbikten geçip kendini bulmaya başlar.

simya eğitimi, kişisel gelişim, ruhsal gelişim, öğretiler

İlk sebep önemlidir. Çünkü o sebep örüntüyü başlatır ve sonrasında tüm dizilimin çözümünü içeren noktayı barındırır. Aynı zamanda unutulur ve yaşanmışlıkların altında kalarak kendini pasif gösterir. Fakat derinlerde en aktif çalışan ve tüm ruhsal durumumuzun rengini belirlemeye devam edendir. İlişkilerimiz, konuşmalarımız, hırslarımız, korkularımız, kıskançlıklarımız, seçimlerimiz ve duygularımız ilk sebebin eseri gibidir. Hayat yolunun henüz başlarındayken hayatımızın her parçası için ayrı ayrı oluşan ilk sebepler daha sonrasında komplike bir yapı oluşturarak karışık bir görünüm kazanırlar lakin çözülmeleri mümkündür. Bunun mümkün olabilmesi için kişi önce kendinden kaçabilmeyi öğrenmesi ve kendisine uzak bir noktadan bakabilmesi gerekir. Böylece ilk sebepler kişinin kendisine doğru çıkacağı yolculuktaki farkındalıklarını oluşturacaktır. Bu aynı zamanda kişinin kendisi için bir arınma işlemidir.

simya eğitimi, kişisel gelişim, ruhsal gelişim, öğretiler

İçsel yalnızlığın dönüşümü kendisini dışa vurumcu bir şiddet eylemi olarak gösteriyor. Bu durum ise en çok aile içerisinde etkileşim yaratarak dramatik bir çözümsüzlük şekli almaya başladı. Yıllardır kompleksi ve minnetsiz olmanın popülerliğini yükleyen çevresel mesajlar durumu geniş bir yaş aralığına yansıtmayı başardı da diyebiliriz. Ayrıca zaman geçirmenin ve iletişimin algısal kalitesi düştükçe de bu karakter yapısı kendisini daha iyi besleyebiliyor. Duygusal amaçların azalması ve maddi çıkarın her noktada öne geçmeyi başarması da zemini kuvvetlendiren son derece önemli bir etki. Tabi geri dönüşü olmayan bu çağın şartlarını değiştiremeyiz fakat duygusal değerlerin mücadelesine bir şekilde katkı yapabiliriz. Bu yüzden ilk kendi değerlerimizin içindeki durumu öğrenmeye çalışmamız gerekiyor. Sonrasında ise her tür sevgiyi daha bağımsız ve sabit bir hale getirmeye çalışarak devam edebiliriz.

simya eğitimi, kişisel gelişim, ruhsal gelişim, öğretiler

“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”Murat KOYUN

Hiçlikte Yolculuk
Etiketlendi: