"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hayat Ağacı

Gece ile gündüzün karışımında ortaya çıkan nice renkler vardır. Başaranlarda vardır hayatta başarılı olamayanlarda fakat görmen gereken renkler bunlar değildir. Gündüz vakti mavinin arkasında kalır yıldızlar, akşam ise kızıl bir gökyüzü gösterir güneşin yerini. İşte gerçek dediğimiz şeyde böyledir. Bazen uzaklıklar değiştirir ismini bazen de anlamlar yükler ısıtır içimizi. Zaman dokunamaz mı bize, bilginin kokusu olamaz mı, öfke bile kendisini erdemli gösterebiliyorsa bizlere diğerlerine de olmaz demek boşuna. Görmek hangi yanılgının peşinden gideceğine bağlıdır. Renklerde buna göre gösterirler kendilerini fakat onlar insanlar gibi değildir ne yanılırlar nede yanıltırlar.

Ne zaman demleneceğini bilemez insan kendi hayatının. Onu zamansız yakalaması boşuna değildir. Geride bıraktığı tüm etkilerin öyle kalacağını düşünmesi gafleti yüzündendir. Âlemin bunca enerjiyi harcayıp dönüp durması bir zerre kadar olan insanın yanına kar kalması ve sadece yaşayıp gitmesi için midir? Onun düşünmediği sorumluluklar kurgunun asılan adamında gizlidir lakin onu da bilen bilebilir. İleriye doğru gitmek isterken önce ne kadar geride olduğuna dönüp bakmaz insan. Doğrular ve yanlışlar bir sarmaşık bitkisi gibi büyür içinde. Adımlarını takip eder ve biri birini elbet geçer. İşte o zaman belli olur insanın nelerden vazgeçeceği ve kişi kendi yolculuğunda ilk kez bulur kendi ayak izlerini…

Ruh da sıtma hastalığı geçirir. Her mecradan yoğun bir şekilde gelen bilgi ve yorum insanın enerji dengesini alt üst ederek onu zehirler. Duygularının ateşi yükselir. Davranışları ve iletişimi sancılı bir hale gelir. İnsan kendi maneviyatını beslemeyi bedenini beslemekten çok daha az düşünür ve onun için daha az çaba sarf eder. Oysa baş etmekte zorlandığımız korku dünyasının önünde bizi zayıf düşürende yine bu durumdur. Böylece korku sinekleri savunma sistemi eksik kalan ruhu ele geçirmekte zorlanmaz. Hayatın kendini göstermeyen kaotik kimyası geçici telkinlerin örtücü etkisiyle değil kalıcı dönüşümlerin gerçekleştirdiği harekete geçirici etkisiyle şifa yaratabilir.

Bulunduğun yerin her zaman bir yansımanın ürünü olduğunu unutma. Çoğu zaman kendi ağırlığının yorgunluğu ağızından dökülemeyen kelimelerde birikir. Kendini zorladığın şeylerin niteliği hislerinin üzerindeki asıl etkiyi yaratır. İster kalabalık olmayı seç ister yalnızlığı var olan potansiyelin değişmez. Yeni ayın karanlığı kendi hikayende hissedip de göremediğin nedenlerindir. Açığa çıkanlar önce senden kopmak isteyen parçalarındır. Sonrasında tamamlanmak isteyenler kalır ve en sonunda da sana ait olanlar açığa çıkar. Sana ait olanlar sana en şiddetli davranan hislerindir aynı zamanda. Çünkü ışığa kavuşmuşlar ve seni zamana katmak için yola çıkmışlardır.

Sıfatların ya da isimlerin zincirlerinden kurtulabilmekle başlar gerçek dönüşümler. Sizi tatmin eden kodların aynı zamanda sizi zaman nehrinde hiç bir şey göstermeden sürüklediğini unutmamak gerekir. Hayatınızdaki sözcüklerin sırrı ve etkisi her zaman daha üst bir etkiye sahip olacaktır. İsimler ve sıfatlar kişinin enerjisini sabitler ve uçsuz bucaksız bir deneyimleme döngüsünü yok eder. Özünüzün güvenini kazanmak egonuzun saklandığı yerleri terk etmekle mümkün olacaktır. Yaşam ve mekan zaten isimsiz var olmuşlardır neden kendi mucizelerini ona binlerce anlam yükleyen zihnin gerisine saklasınlar…

Her birimiz bir yerde birilerin kurmuş olduğu bir ailenin içinde gözlerimizi açıyoruz hayata. Böylece yaşam kurgumuz başlamış oluyor. Fakat bu yer insanın düşüncelerine ne kadar etki etse de onun hayat yolunun toptan belirleyicisi olamıyor. Kendimizin daha etkili olduğu konusunu da zaten herkes biliyor ama asıl mesele kendimizde ve çevremizde gelişen rollerde bitiyor. Kimileri sadece havadislerle dolu oluyor kimisi bize bir şeyler gösteriyor ya da fırsat veriyor. Kimisi ise hayatımızı değiştiriyor. İşte tüm bu akış içinde gelip giden roller ve onların benlikleri bizim hayat kurgumuzun hem kendisini hem de algımızı inşa ediyor. Kimileri anahtar kimileri ise kapı oluyorlar hayatımızda. İnsanın en zor ikilemi olaylardan mı yola çıkmak yoksa insanlardan mı şekline dönüşüyor. İşte tüm bunlar kurgunun ince sicim gibi yapısının derindeki noktalarını oluşturuyor.


“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”Murat KOYUN