Ezoterik Yolculuk

Zaman içinde anın farkındalığı insanın geniş bakış açısıyla alakalıdır. Geniş olmak ise başlı başına kalbin, aklın ve ruhun kendi aralarındaki koordinasyona bağlıdır. Anı yaşa güzellemesi yaşadığımız kurgusallığın içinde zaten mümkün değildir çünkü an her zaman hareket hükmünün etkisinde devam eden bir başkalaşımdır. İnsan üzerindeki baskıyı kırabilmek için bu başkalaşıma direnç göstermeye itilse de çözüm zamanın kendi öğretisini kabul ederek dengeyle genişleyebilmekten geçer. Bu dengeyi kurabilmek ise kalbin yumuşaklığına, aklın pozitif yönelimine ve ruhun doğru beslenmesine ihtiyaç duymaktadır.

Aşamalardan geçmek ve bilginin o kişiye işleyerek çalışır hale gelmesi alınması gereken en önemli kriterdir. Değerlendirmeye aldığım pek çok başvuruda en çok şikâyet edilen şey alınan pek çok eğitim sonucunda arayışın karmaşaya dönüşmüş halidir. Son derece özenli bir şekilde yaşanması gereken süreçlerin dokümanlarla ve saatlik seanslarla oluşturulmaya çalışması bu durumu yaratır. Severek yaşamaya ve yaşatmaya çalıştığım simyada bu durumun gerçek halinden kopmadan ve kişinin kendi hallerini keşfettiği alanları yaratmaya çalışarak süreci sürdürmeye çalışırım. Çünkü yol hayatın kendisini de yakından ilgilendirir ve hayatların kendi dengesini bulması gerekir.

Ezoterizm, bir konudaki derin bilgilerin ve sırların ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstat tarafından sadece ehil olanlara insiyasyon yoluyla öğretilmesidir. Ezoterizm bir din veya bir inanç sistemi değildir. Bu noktada karşımıza öğretiler çıkar. Dünyada kimseye ait olmayan bu yollar insanın kendi üst seviyelerini bulma ya da sınırlarını aşma çabasıdır. Katı ve zor bir yol olan insiyasyon sistemleri hızlı tüketime elverişli değildir. Hızlı tüketildiğinde ise insana yarardan çok zarar getiren yönleri vardır. Burada dikkat çekmek istediğim şey bu yolları yaşamak için onları saatlere, seminerlere bağlayamayacağınızdır. Bir kişinin öğretiye girmesi o kişinin büyük bir emekle işlenmesi sayesinde olabilir ve bu yollar usta ile o kişinin arasında kalır.

İnisiyasyon (Süluk) ya da kılavuzluk bireyin spiritüel gelişimi için, ‘spiritüel tesir’i alıp aktarabilen bir üstadın rehberliği altında, bir düzen ve disiplin içinde, sınavlara dayalı tarzda, eğitimi şeklinde tanımlanmaktadır. İnisiyasyon sözcüğünün kökeni, Latincede “bir yere girme, iştirak etme, kabul edilme, başlama” anlamındaki “initium” sözcüğüdür. Osmanlı tarikat geleneğinde bulunan “süluk” kelimesi de, “iplik, sıra, dizi, yol, meslek, tutulan yol” anlamlarındaki Arapça “silk” sözcüğünden gelmektedir. Bir inisiyasyonda üstat tektir, öğrenci (inisiye adayı) ancak inisiyasyonu tamamladığı zaman inisiye olur.

İnisiyasyonlarda üstat, bilgileri modern eğitimdeki gibi öğretmez. Yani bilgilerin hafızaya depolanması tarzında bir eğitim vermez. Yalnızca yolu ve yöntemleri gösterirdi. Öğrenci kurtuluş ya da aydınlanma denilen hedefe kendi iç çalışmasıyla erişmek zorundaydı.

İnisiyasyon denilen eğitim, İslam geleneğinde, genel olarak “tedris, irşat” olarak ifade edilmekle birlikte, inisiyasyon sözcüğünün özel anlamdaki karşılığının tasavvuf olduğu kabul edilmektedir. Bir inisiyasyonda tek olan üstad inisiyatör adı ile ifade edilir. İnisiye adı sözcük anlamıyla başlamış, kabul edilmiş anlamına gelmekteyse de terim günümüzde, inisiyasyonu tamamlayanları ifade etmek üzere kullanılan bir terim haline gelmiştir.

İnisiyasyon, tradisyonel ezoterik bilgilerin belli şartları taşıyanlar arasından seçilenlere uygulanan bazı deneysel sınavlar sonucunda başarılı olanlara aktarımı olarak da ifade edilebilmekle birlikte, inisiyasyon bilgi aktarımından ibaret değildir; hedef öğrencinin iç çalışmasıyla kendini geliştirerek, “kurtuluş” denilen hale ulaştırması ve spiritüel tesiri kendi başına aktarabilecek olgunluğa ulaşmasıdır.

Seçimler inisiyatörün sahip olduğu manevi nitelikleri taşıyanlar arasında yapılır. Üstat bu tür kişileri uzaktan takip edebilir ve belli bir noktadan sonra eğitim için yanına alabileceği gibi uzaktan da eğitebilir. Mevzu bahis vasıflara sahip kişiler belirli bazı yöntemlerle bir deneme sürecine sokulur; bunlar genelde manevi niteliklerin açığa çıkarılıp uygulanmasına dönük fiili sınavlardır.

Okült Yöntemler

Okültizm ise geçmiş çağlarda doğa, evren, tesirler, insan ve evren ilişkileri ve gelecek hakkında ezoterik yollarla gerek aktarılan gerekse gelenekler yoluyla edinilmiş derin bilgiler bütünü olarak tanımlanabilir. Okültizm, bilimsel yöntem dışındaki yollar ile “gizli” bilginin araştırılması demektir. Terim, Latince “gizlemek”, “saklamak”, “üstünü örtmek” anlamına gelen “occulere” den türemiştir. Eski Yunan zamanlarındaki muhtelif gnostik inançlardan İslam’daki Sufi inanca ve psikoloji kaynaklı pek çok yeni fikre kadar oldukça geniş bir bağlamı içine alır. Modern zamanlardaki duyum ötesi algı, hipnoz ve telepati gibi parapsikoloji alanına giren ve bilimsel çevreler tarafından kuşku ile yaklaşılan araştırma alanları okültizm (gizliciğin) kapsamı içindedir.

Simyanın çalışma yöntemleri arasında okültizm ile ilgili yöntemler tabi ki geniş bir yer tutar. Simya eğitimi sürecinde izlenen ezoterik yol okültizm yöntemleri ile beslenir fakat bu noktada önemli olan gerçeklikten kopmamaktır. Yöntemler kendi içlerinde güçlü etkiler yaratabilir lakin denge ve ruhsal sınırları geçmemek bu noktada kişiyi korur ve ilerlemeyi mümkün kılar. Her aşamadaki ve ustalık eğitimindeki okültizme ait yöntem ve ezoterik yollar farklıdır. Bunlar ayrıca ilmi öğrenecek kişi için yapısına uygun şekilde tekrar ayarlanması gerekir. Bu konuda bilgilerin gizliliği ise her zaman için en önemli kuraldır. Bu süreçler içerisinde zaman en yanıltıcı noktadır çünkü sabrı bu yönde sadece o test edebilir. Onun karşısında durabilmek yol ile yöntemi bir araya getirecek olan değişime karşı duyduğumuz istekle sağlanabilir. Burada ise karşımıza bütüne ait olanın enerjisini anlamak ve önümüze çıkan kapıları birer birer açabilmekle ilişkili olduğu ortaya çıkmaktadır.  

Kaygılar, korkular ve özgüven eksiklikleri hayat kurgumuzda belli bir alana yerleşerek olasılıklar dünyamıza etki etmeye çalışırlar. Yerleştikleri alanda ne kadar çok duygu ve olaya bağlantı yaparlarsa o kadar çok derinlere inerek kronik hale gelirler. Bu aynı zamanda çözümü içeren noktalarında görünmez bir hale gelmesini sağlayacaktır. Bu türlü negatif kaynaklı duygularımızdan kaçmak ya da sadece onlardan kurtulmaya çalışmak genelde sonuç vermeyecektir. Öncelikle olanları anlamalı ve yerleştikleri alanları belirleyebiliriz. Tespit edildikten sonra ise bu kaynakları anlamaya ve gelişim süreçlerini öğrenmemiz gerekir. Kişi kendi dünyasındaki bileşenleri ne kadar iyi anlar ve onu bir öğreti olarak kabul ederse kendisindeki negatif kaynaklardan tamamen kurtulma şansına da sahip olur.

Bizler günümüz dünyasında pek çok konuda eğitime yatırım yapabiliyoruz fakat kendimizi öğrenmek öncelikle aklımıza gelmiyor. Çünkü bildikleriyle var olduğunu sanmak, insanı kendini öğrenmekten alıkoyuyor. Şüphesiz kendimize dönmek ve öğrenmeye çalışmak sancılı süreçler içeriyor. Egoyu bastırmak, eleştirisel alanlardan geçmek, kabullenmek ya da yanlışlarımızı itiraf etmek kolay şeyler değil. Bu yüzden de negatif kaynaklar kendileri için her zaman yerleşecekleri boş alanları bulabiliyorlar. Zaman içinde neye dönüştüğümüzü fark etmek ve neye dönüşeceğimize karar vermek hayatımızdaki en önemli kurgusal etkilerden biridir. Bu yüzden kendini bilmek aslında her şeydir.   

“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”

Murat KOYUN